Home » antalya escort » Alanya Escort Bayan » CİNSELLİK ARAŞTIRMACILARI CİNSEL DEVRİM VE CİNSEL ÖZGÜRLÜK

CİNSELLİK ARAŞTIRMACILARI CİNSEL DEVRİM VE CİNSEL ÖZGÜRLÜK

CİNSELLİK ARAŞTIRMACILARI CİNSEL DEVRİM VE CİNSEL ÖZGÜRLÜK.

CİNSELLİK ARAŞTIRMACILARI

CİNSEL DEVRİM VE CİNSEL ÖZGÜRLÜK

veya beraber yaşayan çift, tanımadığı tatil veya diğer kaçamaklarda cinsel dürtülerini, sorgulayamadıklan insanlarla hastalık korkusu içinde gidermektense, beraberce veya eşlerinin bilgisi dahilinde, hijyen ve sağlık koşullarına dikkat ederek eş değiştirmenin yararlı olduğunu savunarak bu yaşantı şeklini tercih etmektedirler. Katılmak için her türlü siyasi tavizi veren bizim siyasetçilerin oradaki bu değişik anlayış ve yaşam tarzından acaba haberleri var mı? Bu cinsel devrimi moda, sinema, görsel sanatlar, edebiyat, TV olanca hızı ile sürdürmekte.

Türkiye’de günlük gazetelere baktığımızda, televizyonlardaki “tele bilmem ne” benzeri magazin haberlerde boy gösteren sanatçı (!) geçinen ve “Çok Ünlü Kişilerin” “düzey li beraberlik”leri ve esasen bizi ilgilendirmeyen skandallann da pek çok şeyin ülkemizde de ikiyüzlü bir şekilde yaşandı ğıru izliyoruz. Bu konularda sizi hayretlere düşürecek detaylı bilgiyi 2005 yılında Alfa Yayınları tarafından basılmış olan ‘Türkiye’de Cinsellik” adlı kitabımda bulabilirsiniz.

Bu kitapta ben okuyucuya cinsellikle ilgili herkesin bilmesi gereken temel bilgileri vermeye çalıştım. Kadının cinsel gücünü şimdiye kadar hiçbir yerde yayınlanmamış şekli ile, 30 küsur yıllık seksoloji çalışmalarının sonucu olarak sizlere sundum.

Kadının cinsel gücünün sadece fizyolojik açıdan değerlendirilmesinin kadın-erkek ilişkisinde yeterli olmayacağı kanısına vardım. Kadının Türk toplumu içindeki statüsünü anlamak için tarih kitaplarını taradığımda bugünkü Türk kadınının diğer İslam ülkelerindeki kadınların yaşam tarzından ve konumundan çok farklı ve iyi olduğunu gördüm. Bu fark nereden geliyordu? Türklerin İslam dinini kabul ?riüir rinden beri sadece bin yıl geçmiş. Daha önceki binlere sama-süren Göktann’ya inanış ve ruhban sınıfının olmadığı şaıil-nist inancın ve kökleşmiş geleneklerin bugünkü yaşamda ülkemizde hâlâ süregeldiğini saptadık. Kadınla ilgili iyi bir analiz yapmak ve durumu anlayabilmek için bu tarihsel ge lişimi biraz daha ayrıntılı olarak incelemeliyiz.

J7U

Kadın-erkeğin eşit olduğu İslamiyet öncesi şamatfist Türk boylannda ve daha eski binyıllardan gelen “Yaradılış Destanı”, “Oğuz Destanı” gibi destan ve efsanelerde kadıfi, erkeğin yanında onunla eşit, hatta onunla beraber savaşari bir şeref, ahlak, kahramanlık ve fedakârlık sembolü olarak düşü-nülegelmiştir.

Sizlere birkaç ilginç örnek vermeden önce gelenekleri daha iyi anlayabilmek için kadınla erkeğin eşit olduğu £ama-nist anlayışa biraz değinelim. Şamanizm kesinlikle putperest bir dini inanç değildir. Şamanizmin temel anlayışında ruhlarla doğa ve insanlar arasında sürüp giden, kopmayan bir bağlantının bulunduğu inana vardır. Daha önce değindiğim Hint kaynaklı Tantra denen cinsellik öğretisinde de doğallık ve doğaya yakınlık vardır. Şaman, kendi özel yöntemleri ile ulaştığı vecit durumunda ruhunu göklere yükselten, yeraltı ile, yani öteki dünya ile iletişim kurabilen bir trans ustası idi.-Göktann, ruhlar ve insanlar arasında irtibat kurardı. Şaman-lann pek çoğu kadın idi. Diğer bir deyimle inanç sistemi daha çok kadınlar tarafından yönlendiriliyordu. Bu da çok önemli.

Tabü ki konumuz şamanizm değil, fakat kadının çok değerli olduğu bir inanç biçimi oluşu çok önemlidir. Aynca kadının toplumdaki yerinin şekillenmesinde yüzlerce yıllık şa-manist geçmiş göz ardı edilemez. İlgi duyanların şamanizmi anlayabilmek için önce parapsikoloji, metapsişik davranışlar ve ezoterizmi iyi incelemiş olması gerekir. Yukarıda değindiğimiz destanlara göz atarsak, Yaratılış Destanı’nda Tann’ya yaratma ilkamı veren Ak Ana, ışıktan bir kadın hayalidir. Oğuz Destanı’nda Oğuz’un karısı, ortalığı karanlık bastığı zaman, karanlığı yararak gökten inen mavi bir ışıktan gelmiş kutsal bir kadındır. Altay destanlarında kahramanlar, eşlerinin ve kız kardeşlerinin sadakat ve gayreti sonucu ölüm ve feleketten kurtulur. Manas Destanı’nda; “Kadının sözüne kulak aşılmadığı gün, kahramanın ölümüdür,” der. Bütün destanlarda görülen sevgi ve sadakat, aynen bugün Türkiye’de eşlerin en çok üzerinde durduğu olgu ve beklentilerdir.

Türk mitolojisinde güzellik ilahisi olan Ayzit namus ve fazileti temsil eder. Yunanlılardaki Afrodit seksin sembolüdür. Athena Yunan baştannsı Zeus’un kızıdır. Bazı milletlerin destanlarında cinsellik ve cinsel sapmalar vazgeçilmez bir unsur gibi gözükürken, Türk destanlarında seks ve şehvetten hiç söz edilmemektedir. Neden? Diğer önemli bir nokta Türk destan kahramanlarının tek kadınla evli olmasıdır. Kanımca doğa düzeninin hâkim olduğu şamanizm inana nedeni ile cinselliği tek eşli olarak ve doğallığı içinde yaşıyorlardı. Belki cinselliği doğallık içinde kişiye özel bir olgu şeklinde algıladıklarından destanlarda cinsellikten bahsedilmediğini düşünebiliriz.

10. asırda Türkistan’ı ziyaret eden Arap gezgini İbni Fazlan Seyahatnamesi’nin 57. sayfasında kadınlarla erkeklerin beraberce nehirde yıkandıklarım yazmaktadır. Bu şekilde “kaç göç” olmadan bir arada yıkanabildiklerine göre, kimseyi rahatsız etmeyecek kadar doyumlu bir cinsel yaşamları olduğunu varsayabiliriz. Orta Asya Türki cumhuriyetlerinde de İslam dininin çok katı kurallarla yaşanmaması şüphesiz oradaki şamanist geçmişe bağlıdır. Bununla ilgili birkaç ilginç örnek vermek isterim; şamanist Türk boylarında biri öldükten sonra ruhunun bedenden ayrılacağına, fakat göğe yükselmeden 40 gün kadar çevrede dolaşacağına inanılırmış. 40. gün özel törenler yapılırmış. Bu konuda ‘Türklerin Kültür Kökenleri” (Nisan 2005, İstanbul, 5. Baskı) kitabının yaza-n Ergun Candan kitabın 130. sayfasında şöyle yazıyor: “Günümüzde Islami motiflerin de dahil edildiği, ölenin arkasından 40 gün geçtikten sonra gerçekleştirilen Kuran ve Mevlüt okuma âdetlerinin kökeninde, o devirden kalma şaman gelenekleri yatmaktadır.”

Ünlü Türk hekimi İbni Sina “El İşarat” adlı eserinde şa-manların geleceğe dahir haber verdiklerini kaydeder. Fal bakma ve kehanet bugün de yaygındır. İstanbul Beyoğ-lu’ndaki fal bakılan kahvelerin çokluğu ve genel olarak ülkemizde falcı ve medyumlara çok rabet edilişi bu eski gelenekten gelmektedir diye düşünebiliriz. 10. yüzyıl öncesi cinsel-

Cevap bırakın