Home » antalya escort » Alanya Escort Bayan » SONUNA KADAR -8-

SONUNA KADAR -8-

SONUNA KADAR -8-.

SONUNA KADAR -8-

– Ben de çok, çok memnunum! Diye mırıldandı.

VVilliams:

– Ne olursa olsun benimle görüşmeden birşey söyle^-yin doktor dedi. (Sonra Beef’e dönerek) Doktorun |>»ımle kütüphaneye kadar gelmesine itiraz etmeyeceğiniz.ümit ederim, dedi.

– Gidebilirsiniz Mösyö. Evin etrafı sarılmıştır. Fakat 0″ cak on dakika kalabilirsiniz.

Doktorla VVilliams çıkar çıkmaz Beef yerinden fırladı ve.

– Keşke müsade etmeseydim. Diye söylenerek kapıya doğru ilerledi. Fakat dışarı çıkınca vakit kalmadan bir tabanca sesi işitildi. Hole koştuk. Kitap odasının kapısı açıktı. Doktor parkenin üstünde boylu boyunca yatıyordu. Sağ elinde hala tabanca tutuyordu. VVilliams üstüne eğilmişti.

– Bu sefer hiç şüphe yok. Ölüm ani oldu, dedi.

Büyük bir heyecan içinde:

– Nasıl oldu? Diye sordum.

– Odaya girdik. Sonra bir dakika onu yalnız bırakmamı rica etti. Benimle konuşmadan biraz düşünmek istediğini söyledi. Aptal gibi inandım. Kapıyı kapadığım sırada tabanca sesini duydum.

– Salona dönelim, dedim. Cesedin yüzünde öyle bir hayret ve dehşet ifadesi vardı ki görmeğe tahammül edemiyordum. Cesedi bir halı ile örttük. Beef kitap odasını kilitledi. Salona döndük.

VVilliams:

– Bu nazariyenizde haklı olduğunuzu gösteriyor Seef. dedi.

Beef:

– Ne nazariyesi? Dedi. Ben bir nazariye yürütmedim.

– Nasıl yürütmediniz? Şimdi hakikati olduğu gibi görüyorsunuz. Zavallı Mary Thurston! Kocasının oyununa nasıl kapıldı. Sonradan tabii yanına gelerek onu öldürmek işten

bile d#ğildi. Thurston bu işte şeytani bir zeka gösterdi.

Be#f kapının önünde ayakta duruyordu. Ağır ağır:

– Dcktorun, karısının yanına dönerek onu öldürdüğünü kim söyedi, dedi.

Önce birşey anlayamadım. Komiserin bütün cüssesiyle dikilip cebrrden bir kelepçe çıkardığını hayretle gördüm.

– Samuel James Williams! Sizi tevkif etmek vazifemdir, dedi. Mary Thurston’u öldürmekle suçlusunuz!.. Yakında doktor Thurston’u öldürmekle de itham olunacaksınız. Şimdiden sonra söyleyeceğiniz her sözün aleyhinize dönebileceğini size haber vermekle mükellefim.

Ben kendimi toplamaya vakit bulamadan kelepçeler avukatın bileklerine geçmiş bulunuyordu. Beef sert sert düdük öttürdü. İki polis memuru içeri girdi. Suçluyu işaret ede-r’3k:

– Bunu alıp götürün, dedi. Bir avukat olduğu için ağzından birşey alamazsınız, fakat idam olunacağına sizi şimdiden temin edebilirim.

ı3ir bardak bira içti ve polis hafiyesine dönerek:

– Görüyorsunuz ya efendiler ben sizin gibi nazariyeler kurmasını bilmem dedi. Sadece katilin kim olduğunu keşfettim. Bu da pek basitti. Doktor şakayı hazırlarken böyle birşey düşünmemişti. Vaka dediğim gibi geçti. Yalnız Willi-ams odayı araştırırken Mary’nin ölmemiş olduğunu farketti. Belki de onun için güldüğünü işitti. Derhal zihni faaliyete geçti. Eline mükemmel bir fırsat geçiyordu.

Unutmayın ki doktor sanki karısı hakikaten öldürülmüş gibi hareket etmeye karar vermişti. Siz bahçeyi ararken gittiğiniz sırada telefon bahanesiyle dışarı çıkarak holdeki kamalardan birini alıp yukarı koştu ve kadının boğazını kesip bıçağı pencereden fırlattı. Siz de onu bir iki dakika sonra pencerenin altında buldunuz. Bıçağın üzerindeki kanın henüz kurumamış oluşu da bunu ispat eder.

Bu hileyi keşfettikten sonra güya odayı araştırırken dü-

şünülecek vakit bulmuştu. Doktorun karısını ölü bulduç vakit itham edilmekten korkarak sesi çıkmayacağını da tat min etmişti. Fakat doktorun karısının hakikaten ölmüş oldu ğunu görmesi lazımdı. Cinayetten sonra salona inince kim bilir ne bahene bularak doktoru yukarı yoftadı. Doktor yuka rı çıkınca bu sefer karısının hakikate*» bir cinayete kurban gittiğini gördü. Doğrusunu söyleyecek 0lsa yukarıda karısıyla yalnız kaldığı için ondan ş-upheleneceklerdi. Onur? i^e Williams’ın tahmin ettiği gibi se§ çıkarmadı. Merdjy^ğj^gp inerken bahçeden gelmekte olatf1 Tovsend, § dakika^’ Norris’e rast geldi. Kimden şüphe tbek^’i,§tir

sert sert onlara nereden geldiklerini sordu, u işte benim sonra kimbilir katilin meydana çıkmasını nasıüsade etm.e-■ Artık söylenecek birşey kalmadı. Yalnız oi anllatmaya büyük bir hatam var. İçeri odaya gitmelerine ıoktor herkes-meliydim. Doktor Thurston her şeyi olduğu gn Williams’ın karar verdiği sırada Williams onu susturdu. Cm. Böylelikle ten şüphelenmişti. Williams’dan maada. Ete olsun. Kitap ona susmasını tembih edeceğini zannetmiş onu öldürdü, bir delil elde etmek istiyordum. Bu bana den şüpheleniyo-odasına girer girmez VVilliams ilahını çekerek onu döl oldu-Tabancayı eline verip kapıyı açtı. O doktordan şüphe rum zannetmişti. Halbuki ben çoktan VVilliams’ın katsim ve ğunu biliyordum. ve

Görüyorsunuz ya efendiler. Ben alelade bir poliiin elbi-malum, muayyen yollar üzerinde hareket ederim. I birkaç mürekkep lekelerini gördükten sonra o gece hepinizıstık kı-selerini muayene ettim. VVilliams’ın gömleğinde enmişti. pembe çizgi vardı. Bu kırmızı mürekkep lekesi idi. Yaıştı. Kol lifini çıkarınca cebine soktuğundan gömleği lekete ve böy-Sonradan yastık kılıfını odasındaki şöminede yakmı: kapağında başka bir leke buldum. Bu seferki kandı v* biıt pa-lece onun katil olduğunu anladım.

Başka bir delilim daha vardı. Odasında yanmış bir pa-

çavra parçası bulmuştum. Bunu Scotland Yard’a gönderdim. Öteki yastık kılıflarının cinsinden bir keten parçası idi.

Hatırlar mısınız; hizmetçi kıza kimin odasında ateş yaktığını sormuştum. Fakat siz susmamı söylemiştiniz. Sonradan Edin’le konuştum.

– Ya sebep? Sebebi ne idi? Diye sordum.

– O diğerlerinden daha müşkül bir vaziyette idi. Misis Thurston’un bütün kağıtlarını karıştırdım. Servetinin idaresi VVilliams’ın elinde idi. Yılda üç bin sterlin varidatı olan bir kadının bankada hiç parası olmayışı şayanı dikkat değil mi? Bilhassa Misis Thurston gibi müsrif olmayan bir kadının. Paranın fazlasını VVilliams’a gönderdi. Williams ise bu paralarla geçinirdi. Fakat bir taraftan Stall bir taraftan da Ştnckland sıkışınca Misis Thurston’un paraya ihtiyacı oldu. \Mlliams ona verecek para bulamıyordu. Yalnız hafta sonu için buraya gelirken eline böyle bir şans geçeceğini aklından geçirmiyordu tabi. Mister Amarante takdirde:

– Fakat kahraman Beef’in karşısında bu parlak şans suya düştü, dedi.

– Ya ipler ne rol oynadılar? Diye sordum.

Öyle zannediyorum ki doktorun, avukatı olduğu için ona herşeyi anlatmıştı.O da sükut etmesini tavsiye etmişti. Şüpheleri başka tarafa çevirmek lazımdı. Jimnastik salonunun önünden geçerken ipleri gördü. Aklına yeni bir fikir geldi. İşleri karıştırmak için ipleri alıp su deposuna attı. Eğer onu suçüstü yakalamış olsalardı şahsen şahsen bir tahkikat yapmakta olduğunu ve bu ipleri bulduğunu söyleyecekti.

– Ya Strickland ve pandantif? Dedim.

– Lord Simon’un hakkı var. Üvey oğlu odur. İsmini değiştirmiştir. Fakat namuslu bir delikanlıdır. Bir at üzerine bahse girmişti. Kaybederse parayı ödemesi lazımdı. Size dedim ye namuslu bir gençtir. Atının kazandığına çok sevindim. Tabii o da bir iki yalan söyledi. İsmini değiştirmişti. Şimdi eski defterleri açmak istemiyordu.

– Ya şoför? Ya Enid? Dedim.

Komiser dedektiflere dönerek:

– Ben sizden daha şanslı idim. Çünkü buranın komiseri olmak dolayısıyla halkını da tanıyorum. Felovas’ı da iyi tanıyordum. “Lion Rouge”ı satın almak için anlaşmışlar hatta parasını bir hafta önce ödemişlerdi.

Yemekten önce hanım ona farelerden bahseder ve onu daha sonra görmek istediğini söyler. Şoförün haftaya bu evden çıkacağını haber verir. Fakat gece odasına gelmeyi de vadeder. Saat onbirde Enid’le hanımın yukarı çıktığını duyarlar. Şoför hemen arkasından gitmiş gibi görünmemek için biraz bekler. Ona mutlaka gideceğini tekrar etmek niyetindedir. Saate bakar, dışarı çıkmak için bir bahane bulmak üzere:

– Saat onbiri geçmiş, diye söylenir.

Hanımın odasına girmek ister. Fakat Stall içeridedir. Fel-lovs odada başka biri bulunduğunu anlayınca öyle tahmin ediyorumki odasına çıkmış ve çığlıkları işitince aşağı inmiştir. Mister Thurston’un odasında bulunan Enid’e gelince nişanlısının odada bulunduğunu zannettiğinden çığlıkları duyunca kimbilir ne hale gelmiştir. Sizin kapıyı kırdığınızı işitince dışarı çıkar ve Fellovs’ı sizin yanınızda bulur.

Mister Amarante ayağa kalkarak elini uzattı ve:

– Komiser efendi bu meselede büyük bir zeka ve dirayet gösterdiniz. Sizi tebrik ederim, dedi.

Lord Simon da takdirkar bir iki kelime mırıldandı.

Beef tevazü ile: antalya escort bayan,
antalya otele gelen escort,
antalya anal sexs,
antalya lez escort,
antalya masöz bayan,
antalya otelleri,
antalya eskort,
antalya masaj salonları,
antalya eskortlar,1334580335_f4

– Bu takdirleri hak ettiğimi zannetmiyorum dedi. Ben sadece aldığım talimata göre hareket ettim. Kan lekelerine dikkatli bir göz attım. Üst tarafı kendi kendine geldi. Sizlere söylemiştim zaten bu iş sizin için fazla basittir diye…

SON

Cevap bırakın